Uzunca bir aradan sonra yeniden fotoğrafçılık klubüyle (GFK) ilk gezimiz Safranbolu-Amasra oldu. Gitmek isteyenlere toIMG_5192parlayabildiğim kadarıyla önerilerde bulunmaya çalışacağım. 🙂

Yolculuğumuza gece başladık. Sabah günün ilk ışıklarıyla Safranbolu’daydık. Kahvaltımızı sağdaki resimde gördüğünüz İmren Konağı’nda yaptık. Sabah çok erken saatte vardığımız için kahvaltı için çok fazla alternatifimiz yoktu ama İmren Konağı çalışanları o saate rağmen bize açık büfe kahvaltımızı hazırlamışlardı. Kendilerine teşekkür ederiz.

IMG_5389IMG_5402
Mart ayında gittiğimiz için havayla ilgili maalesef biraz sorunumuz oldu ama evlerin mimarisi, yeni bahar açmış ağaçlar gri havaya rağmen büyülüyordu. Kahvaltıdan sonra yürüyerek, arada fotoğraf molaları vererek saat kulesine doğru ilerledik. Tam tırmanırken bastıran sağanak yağmurdan ötürü, önceden açık hava cezaevi olup daha sonradan çay bahçesine dönüşen bir mekana sığındık. Gidenlerin uğramasını kesinlikle tavsiye ederim. İçerisinin dekoru mola vermeye değerdi. (sağda) Bulunduğumuz nokta, tırmandığımız taraftaki en yüksek konumdu. Yağmur durur durmaz bu fırsatı değerlendirip fotoğraf çekmek için dışarı çıktık. Sonrasında gruptan ayrılıp, UNESCO’nun desteklediği bir müzeye girdik. Orada dağ başında bizi asıl şaşırtan ise ilk nesil bilgisayarların müzede olmasıydı. Aşağıda ilk nesil MAC’ler 🙂

IMG_5443Ardından da saat kulesine çıktık. Bu arada ek bilgi müze biletleriyle saat kulesine girebiliyorsunuz. Saat kulesinde çalışan görevli, oldukça yaşlı bir fakat gündeme hakim bir beyefendiydi. Sayesinde Safranbolu’da en iyi manzarayı nerede bulabileceğimizi de öğrenmiş olduk 🙂 “Artık herşey tek kullanımlık. Herşeyin yenisini alıyorsunuz.” Repliğini de unutmamak lazım 🙂

Bu gezimizin ardından tekrar merkeze inip, ekiple buluştuk ve otobüsümüz gelene kadar çeşitlerinden insanın başını döndüren İmren Lokumlarından alışverişimizi yaptık.

Bir sonraki durağımız Yörük Köyüydü. Tahminen 60’larında olan fakat her IMG_5495birimizden katça enerjik olan bir teyzeyle tanıştık. Yörük Köyü’nü bize kendileri gezdirdi. Daha sonra ahırdan restorana çevrilen kendisine ait mekanda gözlemelerimizi yedik. Gözlemelerin gelişi ve havada kapılışı bir oldu. 🙂 Yörük köyünde de Safranbolu evlerini fotoğrafladık. Sevimli, enerjik rehberimiz bize biraz da yerel bilgiler verdi. Eski çamaşırhanede manili anlatımı paha biçilmezdi. Umarım gidenler aynı kişiden yine benzer bi anlatımla dinlerler. Öğrendiğimiz bir diğer bilgi ise yöre sakinlerinin evlerini zincirleme şeklinin aslında evde olup, olmadığı ya da müsait olmadığı gibi çeşitli bilgiler veriyor olmasıydı. Sağda bu zincirlere örnek görebilirsiniz.

Yörük köyünden sonra Safranbolu’nun merkezine geri geldik. Bu sefer sıra saat kulesindeki görevliyi dinleyip, manzara için tırmanmaktaydı ama önce görülmesi gereken bi iki yer vardı. Mesela çarşıda bir gezip, Cincihan’ı da mutlaka görmelisiniz. Üst katlarında görmeye değer bir manzarası var. Zaten tırmanacağımız tepenin yolu da Cincihan’ın yan tarafından çıkıyor. Tüm yorgunluğumuza, uykusuzluğumuza ve yağışlı havaya rağmen o tepeye tırmandık. Ve bakın nasıl bir manzara bulduk. Kendileri Hıdırlık Tepesi.

IMG_5603

Ardından otobüsümüze binip otelimize döndük. Uykusuz gece, yüksek tempolu bir gün, yemekten sonra dayanamayıp günü sonlandırdık. Ama otele hakkını vermek lazımdı. Kendisi konaktan otele çevrilen bir bir yapıydı ve gerçekten aralardaki bölmelerinde kısmen bir konağı andırmaya devam ediyordu.

2. gün kahvaltının ardından Amasra’ya doğru yola çıktık. Amasra, maalesef Safranbolu’ya göre havadan biraz daha fazla nasibini almıştı. Ama daha turistik bir yer olduğu için o havada bile açık bir çarşısı vardı. Şehrin girişinden, manzarayı fotoğraflayabilirsiniz. Ve Kale’ye tırmanıp bu sefer de tersi taraftan şehri çekebilirsiniz. Ama sanırım geziye katılan herkes için Amasra’nın anlamı yediğimiz olağanüstü lezzetli balık olmuştur. Sınırsız balık servisiyle Çeşm-i Cihan restaurant değişik bir yaklaşım sergiliyordu. Hizmet ve balıkların lezzeti kesinlikle tavsiye sebebidir. 🙂

IMG_5674IMG_5694IMG_5761

Reklamlar