Almanak 2017


Artık benim için geleneksel hale gelen almanağı yazıp yılımı değerlendirme zamanı geldi. Hatta önceki yıllara oranla bu sene biraz geç kalmışım bile diyebilirim 🙂

İlk önce 2016’yı kapatırken 2017 hedefim neymiş ona baktım, demişim ki:

Geçtiğim yıla şöyle bir baktığımda en çok yaptığım şey sanırım konferanslara katılmak, hem konuşmacı hem de katılımcı olarak. Her ne şekilde katılmış olursak olalım hem paylaşmak için, hem öğrenmek için hem de farklı farklı insanlarla  tanışmak için mükemmel bir fırsat. Geriye dönüp baktığımda bu senenin en büyük kazancı olarak bunu görüyorum ve devam ettireceğimi biliyorum.

Bir diğer taraftan yeni yıl çok heyecan verici. Herkes için dileğim, isteklerinde net olmaları, istediklerinin peşinden koşmaları ve geçekleştirmek için çabalamaları. O zaman mutlu olacaklar.

Aslında 2016 yılı public speaking konusunda 2015’e oranla biraz daha uzmanlığa doğru ilerlediğim bir yıldı diyebiliriz. Bu sene ise bunu daha da geliştirmeyi ve de biraz daha kaynak üretmeyi hedeflemiştim. Olgunlaşma yılı diyebiliriz. Bir diğer yandan 2016’nın sonunda yeni kurulan takımda yazılım geliştirme görevime ek olarak, scrum master olarak da yer almaya başlamıştım ki o sıralar ne kadar çok şey öğreneceğimden habersizdim. 🙂

Instagram güzel bir check point 😀 Mart’a kadar hiç paylaşımım yok. 2016’nın sonunu çok fazla konferans, yurt dışı seyahati ve bir de ilk defa organizasyonda yer aldığım Devfest organizasyonuyla kapatmıştım. Yapmaktan keyif aldığımız şeyler sonrasında fiziksel bir yorgunluk getirmeyecek diye düşünürsek kendimizi kandırmış oluruz. Tabi ki yorgunluk da peşinde geldi, ve bir de scrum master olarak öğrenmem gerekenler ve şu an üretimde olan tatlı botumuz içine girdiğim yeni dünyayı öğrenmek tüm vaktimi aldım. Bir yandan da Women Techmakers konferansı için konuşmamı hazırlamaya başlamıştım ki fotoğraflar iwd’yle başlamış. 🙂 O dönemde yaptığım araştırmaları, Ocak, Şubat ayı blog postlarında görebilirsiniz.

Konferans sezonunu WTM Eskişehir’le açmışım. Ardından İstanbul, İzmir peşi sıra geldi.

Bu sene hiç kutlamadığım kadar çok doğum günü kutladım, tüm arkadaşlarıma kendimi bu kadar özel hissetmemi sağladıkları için teşekkür ederim, sanırım biraz şımardım 🙂 Ama en çok şaşırtan GDG İstanbul ekibinin IWD sonrası kutlaması oldu 🙂 Doğum günüme 10 gün vardı. Tam da o gün, başka bir arkadaşımızın daha doğum günüydü, ancak farklı bir planı vardı. Öğleden sonra ayrılmıştı dolayısıyla konferanstan. Bizim çete valla pasta yaptırdık, gelmezse de keseriz dedi. Ben de panikle arayıp çağırdım arkadaşı. İlk önce yakın günlerdeki doğum günleri kutlandı. Sürekli de farklı bir kişinin adı söyleniyordu. İyi ki doğdun Elif diye söylendiğinde algılayamayıp şapşal şapşal bakmamın sebebi budur. 😀

Android’li aşırı sevimli pastam. Beni çok ettiniz, çok sevimliydi.

Ve Nisan, bu sene de yer alacağımdan çok gurur duyduğum İsviçre Lozan’da AppBuilders konferansında Android Constraint Layout üzerine konuşma yaptım. Benim için özel olmasının sebebi ise ilk defa yalnız olarak yurt dışında konuşma yapmaya gidiyor olmamdı. Çok fazla güzel insanla tanıştım, güzel bir seyahat yaptım. Yalnız olarak seyahate çıkmanın ne kadar çok şeyi de beraberinde getirdiğini fark ettim. Daha önce Lozan’a gitmeyen ama bir tereddütü olan varsa kesinlikle gitmesini tavsiye ederim. Evet çok fazla şey yok, evet biraz pahalı ama masallardan fırlamış gibi bir şehir. Son gün trenime birkaç saat kala gitmediğim birkaç yeri daha görmek için yürüyordum. Çok da haritaya, rotaya bakmaksızın. Tam bir parkın içerisinden geçiriyordum ki inanılmaz bir yağmur başladı. Üzerimde yağmurluk filan da yok, bildiğin ıslanıyorum. Ama yağmur yağınca o parkın renkleri o kadar büyüleyici oldu ki ne fotoğraf çektim, ne de ıslanmamak için bi yer aradım. Dondum kaldım; renkleri, yaprakların kıpırdayışını, denizin gökyüzüyle birleşip kayboluşunu izledim. Hayatım boyunca gördüğüm en güzel manzaralardan birine şahit olmuş olabilirim.

Ve Mayıs Google I/O. İnanılmaz bir ekip, inanılmaz eğlenceli bir seyahat. Bir iş gezisi ancak bu kadar eğlenceli hale gelebilirdi sanırım. Kendi başına bir almanak ettiği için, onun linkini verelim 🙂 Aşağıdaki fotoğrafla küçük bir özet geçiyorum sadece.

Bir yıl önce tamamlayıp, üşenip de almadığım diplomamı sonunda gittim aldım 😀

Ve yüzyıllardır sayıkladığım yaa yelken öğrenmek istiyorum, nasıl birşey acaba bir ders alsam da denesem miyi sonunda yaptım. Ama biraz geç kalınca sezon bitti, seneye devamlı derslere başlanacak. Yelken için şöyle bir yorumum olacak eğer ki kafanızı hiç bir türlü boşaltamıyorsanız, yogada aklıma birşey geldi diye gülenlerdeyseniz bir de yelkeni deneyebilirsiniz. Rotayı kaçırmamak için o kadar odaklanıyorsunuz ki sadece deniz, rota ve siz kalıyorsunuz. Kesinlikle muhteşem bir deneyimdi.

Temmuz’da Beyrut’da Google’ın Orta Doğu ve Türkiye bölgesi için düzenlediği Women Techmakers Summit’e katıldık. Hem Beyrut hem de eğitimler farklı bir deneyimdi. Yalnız eğitimlerde kendimi şu konuda geliştirmek istiyorum ne önerirsiniz diye sorduğumda eğitmenin “her konuda mükemmel olmak değilsin istediğine emin misin” cevabı benim için her zaman hatırlanacak anlardan biri olacak. Bakış açısı nasıl bir anda değişebilir.

Minik bir Dublin kaçamağı yaptım. Küçük ama şirin bir şehirmiş.

GDE Summit ve GDD Europe, Krakow

Kardeşimin doğum günü, abla kardeş uzun zamandır hayalini kurduğumuz Newyork tatilimiz. Aile herşeyden önemli. 25. yaş gününde yanında olabildiğim ve ikimizin de dream city’lerinden biri olan NewYork’u beraber gezebilmiş olmamız paha biçilemez.

Ardından da Firebase Summit, Amsterdam. Summit cadılar bayramında olunca, konsept cadılar bayramı oldu tabi.

Eğer ki Amsterdam’a gidiyorsanız Winkels’da elmalı pay da mutlaka yemelisiniz. Yok böyle bir lezzet 😀

Şimdi bu fotoğraf tam ne zaman bilmiyorum ama hepimiz artık beraber çalışmıyor olsak da ayda bir toplanıp, rakı içip hala beraber gibi sohbete devam edebilmek gerçekten çok keyifli. Hangi ay bilinmez 2017 almanağına bu grup da girmeli. 🙂

Devfest 2017. Biz organizatörleri yorgunluktan mahvettin ama çok güzeldin 🙂 Haziran’da gaza gelip başlamaya uğraşıp, 2 ay kala mekanı ayarlayıp yine de 5. yılımızı kutlayacak bir devfest çıkarabildik.

Ve gidemediğim Hindistan konferansı 😀 İzinlerim çok üst üste gelince katılamadım ancak sevgili arkadaşlarım aşırı kral bir hareketle bana hem gitmiş kadar anı yarattı hem de beni çok mutlu ettiler.

 

Yılı biraz kötü kapadım. Evime hırsız girdi ve en önemlisi yadigar, üzerinde gittiğim konferanslardan topladığım stickerlar olan minnoş mac’im çalındı. Hala hüzünlerdeyim. Beni mahvettin hırsız 😦

Ve bu üzüntü ve iş yoğunluğuna rağmen gitmeyi iptal etmeye kıyamadığım Devfest Ankara. Üniversite’yi Ankara’da okumuş bir insan olarak Gdg Ankara’nın bir etkinliğinde konuşmanın benim için özel olmasının yanı sıra bu sene Hacettepe Üniversitesi’ndeydi. Bahaneyle okulumu arkadaşlarımı da görmüş oldum ki x2 😀

Geriye dönük baktığımda bu seneyi aydınlanma yılı olarak görüyorum aslında. Kişisel yapı olarak bana söylenen birşeyi yapma eğiliminde hiç olmadım. Birşeyin mantıklı ya da mantıksız olduğunu kendim idrak etmem lazım. Ama tabi önüme delilleri sunabilirsiniz 🙂 Yaşla, deneyimle gelen bir olgunluk da oluyor sanırım. Hep zamanımı planlı ve maksimum şey yaparak geçirmeye çabalarım. Sanki zamanı hızla yiyormuşum, içinde koşuyormuşum gibi. Bitmesin biraz daha versin isterim. Gezilmemiş yer, öğrenilmemiş şey kalmasın. Ya da hiç bitmesin hep yeni birşey keşfedeyim. Sonra insan fark ediyor ki, çok fazla next point koymak o anı kaçırmaya, alınan keyfin azalmasına sebep oluyor. İçinde olunan anın muhteşemli, ne kadar şanslı olduğumuz unutulabiliyor. Özetle akşam yemeği yerken, sabah kahvaltı edeceğin yeri planlamak yerine karşındakinle sohbet etmek daha önemli.  🙂 Bir de gülümsemeyi bırakmamak.

Ve bir de en başta demiştim ki keyif aldığımız herşey bizi yormuyor değil. Keyif aldığımız şeyler yorucu bile olsalar o an enerjimizi arttırsalar da sonrasında yine fiziksel yorgunlukla beraber geliyorlar. Ve bir diğer konu da aslında özellikle İstanbul’da yaşayan insanlar olarak trafiği de düşününce ne kadar az zamanımız olduğu. Ne yapacağımızı şaşırıyor olmamız bundandır. Ben 2017 yılına geri baktığımda, yılın başında koyduğum uzmanlığa, olgunlaşma hedefinin yani public speaking konusunda, biraz sekteye uğradığı oysa organize edilmesine yardım ettiğim 10+ etkinlikle organizatör yönümün geliştiği ve free time’ımın çoğunu aldığı kanaatindeyim. Bu yüzden ne kadar kararlı olabilirim bilinmez, çünkü çok seviyorum, gdg ve wtm daha az organizasyon görevi alıp, daha çok kaynak üretme ve public speaking yapmaya, open source projeye zaman ayıracağım. Bakalım 2018’de geri dönüp baktığımda neler olacak.

2017’nin özeti:

  • Türkiye dışında, 6 ülke, 7 şehir
  • 15 blog yazısı
  • 11 konferans ve meetup konuşması

2018’in çok daha renkli olması dileğiyle iyi seneler 🙂

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.