Bu sene 10.su düzenlenen I/O, geçen yıllardan farklı olarak bir geek festivali tadındaydı. Benim içinse orada bulunmak, Beatles’ı (halen var olsaydı) VIP’den dinlemeye eş değer 🙂

Yukarıdaki keynote videosunda ve What is new in Android videosunda temel olarak teknolojiler özet geçiliyor. Konferans 3 gün paralelde koşan en az 4 session ve office hour’larıyla devam etti. Tüm sessionlara da ilgili linkten erişebilirsiniz.

Peki session’larda neler konuşulduya geçmeden önce biraz konferansın bu seneki ortamından bahsedersek, imagesşimdiye kadar konferans SF’de yer alan Moscone Center’da düzenlenirken bu sene Mountain View’de Google’ın ana kampüsünün arkasında yer alan Shoreline Amphitheater’da gerçekleşti. Benim ilk I/O’m olduğu için karşılaştırma şansım olmasa da önceki yıllarda katılanlar Moscone Center’da daha iyi olduğunu düşünüyorlardı. Benim fikrimse belki ilk olmasından kaynaklı evet kesinlikle eksikler vardı ancak festival ortamına her zaman aşık bir insan olarak böyle bir ortamda gerçekleşmiş olmasının daha eğlenceli olduğu düşünüyorum. google-io-2016-au-shoreline-amphitheatre-du-18-au-20-mai-1-700x437

Keynote amfi tiyatroda yapıldı. Ardından sessionların bir serisi amfi tiyatroda diğerleri ise konferans için kurulan çadırlarda gerçekleşti. Peki eksiklik neydi dersek aslında basit şeyler. Hava çok sıcaktı ve açık havada yapılan keynote hepimizin kavrulmasına sebep oldu. Ama öğle saati gelene kadar herşey çok eğlenceliydi. Çadırların bir kısmında ise ısı ve sesle ilgili sorunlar vardı. Basılan fazla klimalardan halen boğazım şiş geziyorum 🙂 Amfi tiyatroya nasıl bir çözüm bulunur bilmiyorum tabi ama çadırlarda yaşanan sorunlar önümüzdeki sene aynı şekilde yapılması durumunda kolayca çözülebilir. Bunun dışında alana yayılmış standlar en eğlenceli kısmı oluşturuyordu. Normal şartlarda bir konferans merkezinde gerçekleşmesi durumunda dizi dizi yan yana ve kısıtlı alana yayılan standlar burada kocaman bir festival alanına yayılmıştı. Yemeğini, kahveni çimlere yayılıp yiyip içebilmek de yine bence artısı. 🙂 Özetle yeni ortam I/O’yu konferans olmaktan çıkarıp bir geek festivaline dönüştürmüştü. Ayrıca standlarda yaratılan ortam da insanların birbirleriyle tanışmalarını sağlayacak şekilde design edilmişti. Aşağıda standlarda birşeylerle oynarken beni görebilirsiniz 🙂

13232938_10208340386561258_6483645046408216383_n

Peki bu kadar eğlence yeter 3 gün süren efsanevi sessionlardan konuşmanın sırası geldi.

13238931_10208338053862942_1866930990008921738_n

Paralelde bu kadar session’ın olması karar vermeyi inanılmaz zorlaştırıyordu. Girdiklerimden highlight’larla devam ediyorum, giremediklerim ise todo listde.

Neyseki keynote bir tane 😀 Keynote gerçek bir show’du. Peki keynote’dan hayatımıza girenler nelerdir dersek. Mobil’in hayatımızda ne kadar çok yer aldığıyla giriş yapıldı. Ekranda live olarak gelen query’ler gösterilirken şu an gelen query’lerin %50’den fazlasının mobilden geldiği söylendi. Daha da ilgi çekici olan mobile Android’den gelenlerin %20sini, voice query’lerin oluşturması. Aslında bu da bizlere teknolojinin ne yöne gittiğini çok açıkça göstermiş oluyor. Sesle birşeyleri yapabildiğimizde kesinlikle tuşların yerini almaya başlıyor.

Ardında search’deki gelişmelerle devam edildi. Search- ki Google’ın var olma nedeni- an itibariyle 1 billion entity’yi ayırt edebilir durumda. Sundar Pichai, image recognition ve computer vision sayesinde daha önce yapmayı hiç düşünmedikleri başarılara ulaştıklarını söyleyerek geçen sene I/O’nun keynote’unda tanıtılan Google  Photos’un ulaştığı noktayla örnekliyor. Mesela Google Photos’da şu an hugs olarak arattığımızda tüm sarılma fotoğraflarını görebiliyoruz. Aslında bu çok ciddi bir başarı çünkü çok değişken bir eylemden bahsediyoruz.

10 yıl önce sadece 2 dil arasında machine translation yapabilen Google Translate, bugün ise 100’den fazla dili birbirine çevirebilir duruma gelmiş bulunmakta. Peki bu yapılabilir diyebilirsiniz 🙂 Daha da havalı olanı ise real time visual translation da yapabiliyor olması(videoda 8:11).

Peki girişi geçtikten sonra Google’ın bu seneki I/O süprizine gelirsek “Google google-io-4Assistant”. Peki Google Assistant’ı bu kadar özel yapan ne dersek de, conversational olması, two way dialogu sürdürebilmesi. Bilim kurgu filmlerinin yavaş yavaş gerçeğe dönüştüğünü görür gibiyiz. Yaşantımızdaki işlerimizi düzenlememize gerçek anlamda yardımcı olabilecek şekilde design edilmiş gerçek bir sanal yardımcı. Partner olunan firmalar sayesinde, uçak, otel, yemek rezervasyonu gibi konuları düzenleyebilen, akıllı ev sistemine entegre olup(Google Home) evin içindeki elektronik cihazları sesimizle yönlendirmemizi sağlayan assistant ilerde geleceğimiz noktayı özetler nitelikte. Tabi ki assistant sesle yönlendiriliyor. Burada ne kadar iyi olduğunu ise Sundar Pichai benim sesimi bile ayırt edip doğru yönlendirmeyi yapabiliyor şeklinde assistant’ın gücünü gösteriyor. 😀

Aşağıda Google Assistant partners:

Screen Shot 2016-05-25 at 23.42.47

Yeni çığır aşacak ürün ise bence Allo‘ydu. Google’dan yeni smart mesajlaşma uygulaması. allo.1Siz, arkadaşınız ve Google(Google Assistant) arasında geçen 3’lü bir konuşma gibi düşünebilirsiniz. İlk özelliği expression. Mesela duygularımızı daha belirgin ifade edebilmemiz için, gönderdiğimiz texti istediğimiz büyüklükte gönderebilmemizi sağlıyor. Nasıl oluyor dersek aynen aşağıdaki imajda yer aldığı gibi 🙂 Send butonunu barda aşağı yukarı kaydırarak mesajın daha büyük ya da daha küçük karakterle gitmesini sağlayabiliyoruz.

Screen Shot 2016-05-25 at 23.53.07

Expression’da bir diğer özellik ise, smart answers sunuyor olması. Mesela karşıdan “Dinner Later?” şeklinde bir öneri geldiğinde karşılığında bize “I’m in” “I’m busy” gibi seçenekler sunuluyor. Aynı zamanda bunu gönderilen imajları tanıyarak da text olarak cevaplar hazırlayabiliyor.

Peki assistant nası yer alıyor derseniz, evet aynen tahmin ettiğiniz gibi, aşağıdaki imajda restoran önerilerini google assitant sunuyor 😉

google-io-allo-0005-557x989

Ve bir diğer uygulama da Duo. Allo’nun video call uygulaması. Diğerlerinden farkı nedir derseniz, 46:10 🙂 Ama özetle, arama geldiğinde beklerken ya da açana kadar olan sürede de arayan tarafı görebiliyoruz. Bu özellik knock knock olarak adlandırılmış durumda.  Ayrıca hem IOS hem Android’de çalışıyor. End-to-end encrypted. Bir diğer özelliği ise bağlantı hızından ya da farklı bağlantılar arasındaki geçişten bağımsız aynı kalitede video call’u sürdürebiliyor ve bunları arka planda handle edebiliyor olması. Bu yaz itibariyle hem Allo hem Duo IOS ve Android’de indirilebilir oIMG_5956lacak.

Keynote Android’le devam ediyor ki kaçınılmaz. Engineering VP’si Dave Burke, merakla beklenen Android N’in bu sefer hangi tatlı olacağı konusunda, bu sene bunu bizlere bıraktıklarını ve önerilerimizi android.com/n altında gönderebileceğimizi söylüyor. Bu arada konferans alanında inanılmaz sevimli dışı beyaz olan aşağıdaki Android de aslında N isim tahminleme için ancak tabi ki herkes ismini vs. yazarak beklendiği üzere trolledi. İtiraf ediyorum ben de GDG İstanbul yazdım 😀

 

Peki Android N’de performans, güvenlik ve verimlilik açısından yeni neler var.

Screen Shot 2016-05-26 at 00.15.49

Performansla başlarsak Android N’de 2 önemli alanda performans iyileştirmesi bulunuyor. Bunlar grafik ve runtime. Son Android Release’inde OpenGL standardını grafik kapabilitilesini daha çok game console ve desktop’dayken mobile de getirerek genişletmişlerdi. Bu sefer ise Vulkan‘la karşımızdalar. Vulkan modern 3D grafik API’ı. Game Developer’ların GPU’u direkt olarak kontrolü için tasarlanmış. Aynı API, grafik assets ve shader’ları mobile’da olduğu gibi desktop’da da kullanabiliyoruz. Çünkü Vulkan daha CPU yükünü düşürür. Game Developer’ların her bir frame’e için daha fazla efekti sıkıştırmak zorunda olup aynı zamanda da high frame rate maintain etmek zorundadırlar.

Performans’la ilgili bir diğer önemli gelişme ise ve Android Developer olarak beni daha çok ilgilendiren Android runtime’da yapılan iyileştirmeler. İlk olarak compiler’da major bir optimizasyon yapıldı. Android N’le beraber compilerın %600’e kadar CPU benchmark’ları üzerinde performans artışı gözlemlendi.

Screen Shot 2016-05-26 at 23.23.57Ve ikinci olarak da just in time – JIT compiler.  JIT compiler sayesinde app’ler %75 daha hızlı install edilebilecek. Compiled kod size’ında ise %50 azalma sağlanmış oldu. Bunlar aslında çok ciddi rakamlar.

Ve son olarak güvenlik. Android başlangıcından itibaren, Defense and Depth Güvenlik algoritmasıyla multi-layered olarak tasarlanmıştır. N’le beraber güvenliğe 3 temel keyword daha gelmiş oluyor. İlki filed-based encryption. Block seviyesinde değil de file seviyesinde encryption yaparak, kullanıcı ve sistem daha iyi izole edilmiş ve korunmuş oluyor. İkinci olarak Media Framework Hardening. Ve son olarak seamless update. Android N cihazın biz birşey yapmadan son yazılımı kullanmasını sağlayacak.

Peki Google kullanıcıların güvenliğini nasıl sağlanıyor. Mesela internet aramalarında zararlı olma ihtimali olan bir site Google Chrome bizi uyarıyor. Google Chrome‘ın kullanım oranı ise 1 billion’ı aşmış. Bir diğeri ise Google Play. Her bir Android uygulaması store’da gözükmeden önce Google Play’in güvenlik testinden geçmekte. Aynı zamanda Developer’lar için de potansiyel güvenlik açıklarının  tespiti için App Security Improvement Programı sunuluyor.

Bir de SafetyNet isimli cloud tabanlı bir oluşum var. Bu da aslında kötü amaçlı yazılımların tespiti için hergün bilyonlarca uygulamanın sinyallerini analiz ediyor. Kötü bir sinyal bulması durumunda ise nereden indirildiğinden bağımsız olarak bunun blocklanmasını ya da cihazdan silinmesini sağlıyor.

Ve son olarak productivity. Android kullanıcıları genelde işlerini multi-tasking yapıyorlar. Yapılan araştırmaya göreyse kullanıcıların %99.9’u hep en son açılan app’i tekrar seçip ön plana alıyorlarmış. Bu sebeple de uzun süre kullanılmayan app’eri otomatik olarak cihaz kendisi kapatıyor. Ve en güzeli de tüm taskları beraber kapamak için yukarı Clear All butonu eklenmiş durumda. WWDC’ye kadar birkaç haftaları var. Apple’da hızlıca yapmalı aynından 🙂Screen Shot 2016-05-26 at 23.58.55

Bir diğer güzel özellik, recents tabına çift tıklayınca bir önceki ekrana tekrar tıklayınca da dönmeden önceki ekrana dönüyor olmamız.

Ve productivty altında beklenen an Multi-Window. Multi-Window’la bir ekrandan aynı anda iki app’i kullanabileceğiz. Split-screen and picture-in-picture. Split screen table ve phone için design edildi. Split screen‘e örnek olarak, mesela videodan aldığım yandaki screenshot’da kullanıcı yemek yapım videosu izlerken, recents tabından alışveriş listesine gitti ve listeyi güncelledi. Picture-in-picture modu ise Android TV için design edilmiş durumda. Bir yandan TV izlerken bir yandan başka herhangi bir şeyi de yapabilmemiz sağlıyor. Örneğin bir yandan TV’de birşey izlerken bir yandan da search yapabiliriz gibi.

Productivity altındaki bir diğer gelişme ise Notifications alanında. Notification’ların kullanım alanı incelendiğinde bunun en çok mesajlaşma uygulamalarında kullanıldığı farkedilmiş. Bunun üzerine de notification üzerinde bazı iyileştirmeler yapılmış. iPhone’da olan ancak Android’de N öncesi olmayan yani yeni gelen özellik ise notification üzerinden quick reply özelliği. Ancak iphone’da olmayan güzelliği ise notification’ların görünürlüğünü de notification area üzerinden değiştirebiliyor olmamız.

Productivity alanındaki bir diğer gelişme ise Emoji‘lerde. Android unicode-9 imoji standardını sağlayan ilk mobil platform. Bu versiyonda daha çok human-looking tasarımı ve daha skin-tone görebiliyoruz.

Screen Shot 2016-05-27 at 22.07.09

Dave Burke, N’deki gelişmeler konseptli konuşmasını çok iddialı bir şekilde N’in şimdiye kadarki en iyi Android versiyonu olduğu söylüyor, ki platforma getirilen özellikler hatrı sayılır durumda. N’in kullanıcılara aktif olarak ulaşmasıyla beraber sonuçlar görünmeye başlanıcak 🙂 Bu arada konferansda anons edildiği üzere N Release’inin Beta versiyonu çıkmış ve indirilebilir durumda. Meraklılara duyurulur. https://www.google.com/android/beta

Destekleyen cihazlar:

  • Nexus 6, Nexus 9, Nexus 5X, Nexus 6P, Nexus Player
  • Pixel C
  • General Mobile 4G (Android One)

Screen Shot 2016-05-27 at 22.10.33

Sooo what’s new in VR from Clay Bavor(VP of Virtual Reality)

Clay Bavor herşeyin 2 yıl önce I/O’da çıkan cardboard’la başladığını ardından Virtual Reality appleri yazılmaya başlandığını ve şu an 50M app’in varolduğunu söyledi. Bu senenin süprizi ise Daydream.

Screen Shot 2016-05-27 at 23.08.11

Android N’e dahil olarak geliyor. Daydream SmartPhones, Headsets ve Controller’lar için daha detay için keynote’u izleyebilirsiniz ancak partnerlar sayesinde VR ve Daydream daha da çok hayatımıza girecek gibi.

Screen Shot 2016-05-27 at 23.17.32

Ayrıca Google Movie, Street View(çok eğlenceli olsa gerek), Photos ve Youtube’un da VR modeları olacak. Daydream sonbaharda kullanıcılarda olacak ancak preview’i kullanarak developerlar olarak şu an da geliştirme yapabiliriz 🙂

Ve sıra Wear’da. Android Wear 2.0 yeni platform update’i gelmiş durumda. 2.0’la hayatımıza gelenler ise aşağıdaki imajda da görüldüğü üzere, smart reply, handwriting recognition, a new keyboard usage.

Screen Shot 2016-05-27 at 23.26.13

Automatic Activity Recognition geliştirilerek saat kişisel bir koça dönüştürülmüş. Telefondan bağımsız olarak, hareketi algılayıp Strava gibi app’leri kullanabilir, antreman sırasında Spotify’ı açabilir durumda. Stream music, sending message tamamen phone’dan bağımsız durumda. Hem iphone hem de android’le entegre çalışabilir durumda. Bluetooth, wifi, üzerinden internete erişebilir. Developerlar şu an 2.0 preview’ini download edebilirler, herkesin kullanabileceği tarih ise bu sonbahar. 🙂

O zaman Android Studio’yla devam edelim. I/O’da Android Studio 2.2 preview’i geldi. Android 2.2 preview’i speed, smarts ve platform support’a odaklanmış durumda.Screen Shot 2016-05-27 at 23.36.39

İlk olarak speed; yeni android studio’da build 10x (instant run), emulator 3x kadar daha hızlı. Bu da söylenene göre aslında emulatör’ün fiziksel device’lardan daha hızlı olduğunu gösteriyor. Yıllardır emulatör’ün yavaşlığından şikayet ederken bu soruna bu kadar iyi bir çözümle gelinmiş olması heyecan verici. Emülatör yavaşladığında cihazla debug etme sorununa son getirebilir. 🙂

Hızla ilgili bir diğer şahane haber ise testing konusunda, 2.2’yle sadece app’de tap ederek test senaryosunu record edebilir ve tüm Espresso test kodunu kendi generate edebilir durumda. (claps 😀 ) Bu testleri ise ister local olarak istersek de ide entegre Google Cloud Test Lab üzerinde koşabiliyoruz.

Hızla ilgili bir diğer muhteşem haber ise, contstraint layoutlarla Layout Designer. Birçok zorlu layout tasarımı kolay bir şekilde tasarlamamızı saplana Layout designer ve Contraint Layout aslında IOS’de alışık olduğumuz xib’de Contstraint’lerin tanımlanmasına çok benzer ancak çok daha gelişmişi şeklinde. Contstraint Layout’la beraber nested layout ihtiyacından da kurtulmuş oluyoruz, ki bu da ciddi bir performans kazancı demek. Bu anlamda RelativeLayout’un gelişmiş hali gibi düşünüyorum. Her zaman RelativeLayout’un tek eksik yanının oran verememiz olduğunu düşünmüştüm. ConstraintLayout’la bu da hayatımıza girmiş durumda. RelativeLayout üzerinden layout yerleşimi yapmayı bulmaca çözmeye benzetsem ve çok sevsem de bu yeni özellik ciddi anlamda zaman kazandıracak gibi duruyor.

2. alan smartlar ise yeni bir APK Analyzer, Layout inspector, expanded Android code analysis ve IntelliJ’nin yeni versiyonu 2016.1’le karşımızda.

3. olarak da Platform Support. Jack Compiler ve Java 8 desteği(lambdalar), geliştirilmiş C++ desteği(zaten C++ kodu ekleyebiliyor ve debug edebiliyorduk ancak artık CMake ve NDK build de destekleniyor.).

Ve son olarak Firebase. Firebase 18 ay önce mobile back-end ve data storage’ı sağlama hem IOS hem Android hem de web’den sync etme amaçlı bir servis olarak ortaya çıkmıştı. Şimdi ise 450.000 developer Firebase’i kullanır durumda. Bu amaçla Firebase’i geliştirme ve uygulamalarda daha çok kullanma fikri çıkmış. Ve aşağıda Firebase’in yeni versiyonu:

Screen Shot 2016-05-28 at 00.14.29

En önemli yeni özelliklerden biri Firebase Analytics. Google Analytics’den esinlenilmiş ancak app’lerin ihtiyaçlarına göre design edilmiş. Hem IOS hem Android için kullanılabilir. Ve en güzel tarafı ise, free ve unlimited olması.

Ve herkesin konuştuğu Instant Apps. Mesela bir arkadaşımız bize bir uygulamadna link gönderdi. Ancak o uygulama bizde yüklü değil. Sadece linkin ihityacı duyulan kısım indirilerek app içinde linke bakılabiliyor. En güzel tarafı ise Jelly Bean’den itibaren backward compatability’si olması.

Screen Shot 2016-05-28 at 00.24.08

Peki başka neler mi oldu, muhteşem sessionlar, festival ortamı, konserler ve partiler 🙂 Umarım yazı faydalı olmuştur. İyi hafta sonları 🙂

Referans: