Bayram bereketiyle mi geldi yoksa felaketiyle emin olamasam da ve yağmuru her ne kadar seviyor olsam da bu sefer başka birşey vardı. Yolunda gitmeyen birşeyler..

Akşam iş çıkışımda servisimin bayram trafiği nedeniyle gelmemesiyle başladı aslında herşey. Semtime yakın geçen başka bir servise bindim taksiyle aktarma yaparım düşüncesiyle. Yol hiç akmadığı gibi bir de ardından korkunç bi yağmur bastırdı. Tamam kabul ediyorum yağmur muhteşem birşeydir ama ılık havada yazın, belki yüzerken, gündüz gökyüzünün morunu lacivertini alabildiğine görebildiğinde. Bu sefer gerçek bir felaketti.

Servisten indiğimde yağmur daha da artmıştı. Bir şekilde taksi bulurum diye koşuştururken makyajım aktı, gözlerim yanmaya başladı, yağmur o kadar çoktu ki saçımdan, yüzümden üstümdeki kıyafetlerden damlarcasına ıslaktım. Ayakkabılarım suyun içinde yüzüyor gibiydim.

Taksiden de umudu kesince otobüs beklemeye başladım. Bir yandan da yağmur giderek artıyor. İşte tam o anda gerçekten bir insanlık örneği oldu. Halime acıyan bi kız şemsiyeni benimle paylaştı. Kurulanmam için peçete verdi. Arkada duruyordum beni görmeyebilirdi, paylaşmak hiç aklından bile geçmeyebilirdi. Hatta öğrenciymiş, kolunda kitapları vardı da hemen çıkaramadı yazık peçeteyi. Nasıl da üzüldü. Gözlerinde gördüm. Giderken de isterseniz paketi vereyim size ben zaten eve gidiyorum diyordu.

Hiç karşılıksızdı yaptığı. Tam da örnek bir davranıştı. Ve eminim ki bir gün bi yerde umutsuzken ona bi el uzanacak. Ve belki de iyi birşey yaptım ben ya da yapacağım 🙂