Bayram sabahları pazar kahvaltıları gibidir. Tüm aileyi biraraya toplar. Özeldir. Vazgeçilmezdir.

Bir zamanlar, ben küçükken babam 6 gün işe gider(hala 🙂 ) sadece pazar günleri tüm gün evde olurdu. Ve o pazar günü benim için o kadar önemliydi ki, çünkü tüm günü beraber geçirebilirdik. Aynı sofraya beraber oturmak için akşamı beklemem gerekmezdi. Ve yine sanırım o günlerden bir alışkanlıktır ki herkes sofraya gelmeden, herkesin tabağı konmadan yemeğe başlamam. Herneyse.. Pazar günleri kimseye söz vermezdim. Dershaneye gitmem gerekmiyorsa da yine tüm günü ailemle geçirirdim. Dedim ya babam o gün benimdi, o gün özeldi.

Ve şimdi zaman ilerleyip de herkes büyüyünce maalesef, herkes biraz daha kendi yoluna gidince, pazar kahvaltılarının yerini bayram sabahları aldı. Nerde olursan ol gelirsin de mutfaktan gelen kokuyla uyanır, taze çayını sohbet ederken içersin. Var mıdır ki daha büyük bi mutluluk. Bir önceki gece çocukluk yatağında yine uyurken, yine çocukmuş gibi hissederken iliklerine kadar hissettiğin huzur güven gibisi var mı. Düşünmeden, sakince uyumak..

Lise 1 di sanırım. Edebiyat hocamız bayramların bizim için anlamını sormuştu. “Tatil, uyuyabiliyorum işte.” demiştim. Biraz şaşırmıştı, tekrar sormuştu. “Tamam, Elif için bayram tatil demekmiş” diyerek hafiften bi gülümsemişti. Ama şimdi biliyorum, bayram yakınlaşmak demek. Ailene belki biraz daha önem vermek, zaman ayırmak. İçindeki çocuğu salıp, güvenli kollarda salınmak demek.. O eşsiz, benzersiz özel insanları, öperek bi kere daha herşey için teşekkür etmek demek..

Reklamlar