GDG Devfest’17 Istanbul’un Programı Belli Oldu!


DevFest İstanbul 26 Kasım’da! Kayıt oldunuz mu?

GDG Devfest’17 İstanbul etkinliğine sayılı günler kalırken, etkinlik hazırlıkları hızlanarak devam ediyor. Sen de bu güzel geliştirici atmosferinde bulunarak ekosisteme katkı sağlamak istersen 26 Kasım Pazar günü Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü’ne bekliyoruz!

Devfest’in gerçekleşmesine 2 haftadan az bir zaman kaldı 🙂 Heyecanla son hazırlıklar için tüm ekiple heyecanla çalışıyoruz. Bu sene GDG Devfest Istanbul konferansı 26 Kasım‘da Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü’nde gerçekleşecek.

Devfest hep bir şahaneydi ancak bu sene daha da bir şahane. 5 paralel session ve yine paralel koşulacak bir codelab’e ilave olarak, bu sene GDG ve WTM hakkında bilgi alabileceğiniz ve gün boyu farklı meetuplar gerçekleştirilecek community lounge yer alacak. İster dinlenmek isterseniz aklınıza takılan herhangi birşeyi sormak için gün boyu bizi burada bulabilirsiniz.

Okumaya devam et

Android Instant Apps’e Genel Bakış


Native Android apps that run instantly without installation

Android Instant App’leri ilk duyduğumda tam beklenen şey gelmiş, çok iyi fikir diye düşünmüştüm. Biraz daha derinine inip araştırmamı, merak eden diğer Android Developer’larla da paylamanın zamanı geldi geçiyordu. Yukarıda gördüğünüz gif early adopter’lerden biri olan vimeo’nun Android Instant App’i nasıl kullandığını gösteriyor. Nasıl bir süreç yaşadıklarını detaylı olarak anlatan medium’daki yazılarından aldım. Okumaya devam et

Son Retrospective nasıl olmalı?


Scrum master’ın görevlerinden biri de retro spective’leri facilitate etmek. Retrospective nedir dersek 🙂 aslında sadece scrum team’in katılımıyla o sprint’in nasıl geçtiğinin değerlendirilmesidir diyebiliriz, kısaca. Scrum master olmanın en zor yanlarından biri de belki retrospective’leri her sprint sonunda bir nebze de olsa eğlenceli hale getirmek. Ya bu hafta da yapmasak olmaz mıyı 😀 ilk duyan sanırım ben değilimdir. Ancak tabi her yöntem her takım ya da hafta için uygun olmuyor, bazen biraz evirip çevirmek gerekiyor. Arada scrum.org’un blogunda yazan deneyimli scrum masterlardan biraz kopya çektiğim doğrudur. Konu en sonuncu retro’ya gelince ise işler biraz daha zorlaşıyor.

Yani mevcut takım artık beraber çalışmayacaksa. Belki çok fazla rastlanan bir durum olmayabilir ancak şirketten şirkete değişmekle eminim sık yaşanan durumlar da oluyordur. Alınacak feedbackler bu durumda ekstra değerli oluyor. Bir diğer taraftan takımda yer alan kişilerin burada yer almaktan duyduğu mutluluk/mutsuzluk/kazancı duymak da ayrı değerli.

Peki son retroda neler almak istediklerimizi artık biliyoruz. Ancak konu biraz dağıldı. Bu kadar farklı şeyi bir arada yönetmek zor olabilir. Bir de eğer bir ayrılma durumu olacaksa bu da biraz duygusal bir ortam oluşturacak. Çünkü uzunca bir süre bir arada beraber çalışan bir takım aslında büyük bir aile de olmuş oluyor. Birinin sevinciyle sevinip, diğerinin üzüntüsüyle üzülüyorsunuz. Biri birşey isteyince hepiniz onun için istiyorsunuz falan filan 🙂 Bu durumda yine son retrolarda neler yapılabilir scrum.org’da biraz arıştırıp biraz da kendi takımımızın ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak şöyle bir yol haritası izledim. Sondan 3. retroda takımın tüm süreci ve şirketi değerlendirmesini istedim. Çok faydalı feedbackler aldık. Biz neyi iyi, neyi kötü yaptık, neyi daha iyi yapabilirdik, bu süreçte şirketin neleri nasıl değerlendirdiği uzun uzun tartışıldı. Sondan 2. retroda biraz daha kişisel olarak süreci değerlendirme üzerine gittik. Bir birey olarak takımın her üyesinin bu takıma ne kattığını ve neler alarak ayrılacağını konuştuk. Hepimizin enerjisi çok yükseldi. Özellikle kişinin kendini değerlendirmesi her ne kadar çok zor birşey olsa da bir yandan da moralini arttıran, daha iyi, daha değerli hissettiren bir yaklaşım. Ve ne aldığımızsa tabi herkesin değişir ama bir scrum takımında yer almanın en büyük artısı sanırım aileden kadar yakın hissedebileceğiniz yeni arkadaşlar kazanmak. Şimdi son sprinti koşarken duygusal bir son kapanış retrosu bizi bekliyor. Retrosu yapılmayan sprint bitmezmiş. Artık yemek yerken mi, rakı içerken mi yapılır bilinmez 🙂 Zor bir retro olacağı kesin. İyi hafta sonları!

Android Lifecycle-Aware components


Google I/O’da tanıtılan ve aslında biz Android geliştiricileri oldukça heyecanlandıran en önemli gelişmelerden biri de Lifecyle-Aware Component’lerdi. Ben de yeni hakkında detaylı bir yazma fırsatı bulabiliyorum. 22 Temmuz’da Google Dome’da GDG Istanbul olarak gerçekleştireceğimiz codelab’in konularından biri de bu componentler. Merak edenlerle hep beraber inceleyebiliriz.

Componentlerin detaylarını konuşmaya başlamadan Android Activity Lifecycle’ı bir hatırlamakta fayda var. Aşağıdaki imaj aslında bize tüm akışı özetlemiş oluyor. Activity launch edildiğinde sırasıyla onCreate(Activity’nin yaratıldığı state), onStart(Activity’nin kullanıcıya visible olduğu state), onResume methodları trigger ediliyor ve Activity run edilmiş oluyor. Eğer üzerinde başka bir activity açılırsa, başka bir app’e giderse vs onPause methodu çağrılıyor. Activity sistem tarafından sonlanıyorsa ise onPause ardından, onStop(Activity tamamen görünmez olur) ve onDestroy methodları da tetikleniyor. Okumaya devam et

Google I/O’17 Developer Festival & 1 week with GDGs at SF :)


Uzun ve eğlenceli geçen bir haftanın ardından biraz dinlenip, festival notlarını paylaşmanın zamanı geldi. Ama biraz daha öne gidip, konferans öncesinde Türkiye’deki tüm GDG’ler olarak bir haftayı nasıl geçirdiğimizi de paylaşıyorum (plus) 🙂 Benim için bu yazının en zor yanı, anlatacak fotoğrafları seçmek oldu.

Herkesin bildiği gibi Google I/O 17-18-19 Mayıs tarihlerindeydi. Ama biz GDG’ler için program biraz daha doluydu 🙂

  • 15 Mayıs Pazartesi Akşamı: GDG Dinner Party
  • 16 Mayıs: GDG Summit + WTM Dinner Party
  • 17 Mayıs: I/O 1.gün + I/O Party
  • 18 Mayıs: I/O 2. gün + I/O Konser
  • 19 Mayıs: I/O 3. gün

Okumaya devam et

Android’e Giriş v2 – Layouts


Android’e Giriş yazımı yazmanın ardından geçen yıllar aslında Android’e başlangıç için olan gereksinimleri de değiştirdi. İngilizce çok fazla sayıda kaynak olmasına rağmen yerel dilde kaynak ihtiyacı yine de varolmaya devam etmekte. Bu sebeplerden dolayı hergün gelişen, değişen teknolojiyle entegre olunabilmesi için bu yazıyı tekrar yazıyorum.

Konuyla ilgili yazımı ilk yazdığımda geliştirme ortamı olarak Eclipse kullanıyorduk. Şu an ise Google’ın resmi olarak desteklediği ide Android Studio. Zaten artık Android Studio’dan açılan bir uygulama hazır template’lerle neredeyse app’i yazıp önümüze veriyor. Gradle entegrasyonu seçilen sdk’ya göre hemen gerekli uploadları yapıyor. Yani küçük bir app yazmak ya da birşeyler denemek için hazır bir kod sunuyor Android Studio. Sonrası biz yazılımcıların yaratılığına kalmış 🙂 Okumaya devam et